unutulmayan maçlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
unutulmayan maçlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2008 Cuma

Unutulmayan maçlar 5


1999 Roland Garros Tek Bayanlar Finali

efsanevi tenis maçı. martina hingis ve steffi graf arasında oynanmış ve hâlâ akıllardan silinememiştir.

maç, yaşına rağmen, kendiden hayli emin martina hingis'in 2-0'lık üstünlüğü ile açılır. sonrasında steffi graf'ın 2 oyun almasına karşılık, hingis yalnızca 1 oyun alır ve durum 3-2 olur. inanılmaz uzun oyunlarla devam eden maçın ilk setinde durum hingis'in lehine 5-2'ye kadar gelir. sonrasında, "ne yapıyorum ben?" diyen steffi graf birden toparlanır ve hingis'in aldığı bir oyuna karşılık 2 oyun alır ama, yine de ilk seti 6-4 kaybetmekten kurtulamaz.

ikinci sette, durum yine hingis lehine başlar. hingis hem kendi servisine tutunur, hem de graf'ın servisini kırar ve durumu 2-0 yaparak ikinci setin açılışını yapar. sonrasında hingis'in bir topu çizgiye yakın düşer ve hakemler dışarıda kararı verir. hingis "içeride" diye itiraz eder ve hakemler çizgiye gidip ize bakar. topun dışarıda olduğuna karar verir. hingis "hadi ama!" deyip graf'ın alanına geçer. fransız seyircisi ayaklanır. sonrasında "steffi!" tezahüratları tüm kortta yankılanır. sonrasında, hakemler sayının graf'a verilmesini kararlaştırır. oyun böylece devam eder. sonrasında da, karşılık oyun almalarla devam eden sette durum 3-1 olur. her şeyin kendi lehine ilerlediğini düşünen ve bir yeni yetme olmasına rağmen burnu havada olan martina hingis için işler birden tersine gitmeye başlar ve durum 3-3'e kadar gelir. setin 7. oyununda sinirler gerilmeye başlar. hingis, maçın sonuna kadar sürdüreceği tavrının ilk sinyallerini burada verir ve steffi graf'ın aldığı şahane bir sayı sonrasında kendini fileler üzerine bırakır ve sinirden gülmeye başlar. ne kadar sinirlense de ve şahane bir oyun sergilese de, graf'ın tekniğine karşı koyamayan yeni yetme hingis, 2-0 önde başladığı sette 4-3 geriye düşer. sonrasında, kendi oyununa tutunmaya çalışır ve servis atmaya başlar. biz de, ilk setteki oyunlardan geri kalmayan bir oyun izlemeye başlarız. yine sinirden kudurmakta olan hingis, bir ara steffi graf'ın şahane oyununa rağmen, steffi'nin çok basit bir hata yapmasıyla rahatlar (steffi topu file dibindeyken fileye takar.) ve o moralle oyunu alarak durumu 4-4 yapar. sonrasında hırslanan steffi, hingis'in aldığı bir oyuna karşılık iki oyun alarak ve hingis'in servisini kırarak durumu 7-5'te noktalar ve ikinci seti alarak maça ortak olur. durum 1-1'dir.

üçüncü sete geçilmeden oyuncuların dinlenmesi için -doğal olarak- ara verilir. steffi graf, bu süreyi dinlenmekle geçirirken, hingis kahrolmakla geçirir. kendini çevredeki bariyer ve onun gibi dayanak sağlayan şeyler üzerine bırakır; onlara dayanarak yüzünü kapatır ve derin düşüncelere dalar. derken final seti başlar. yine epey çekişmeli oyunlarla geçen son sette, hingis, steffi graf servis kullanırken topa bakmak yerine raketini parçalamaya çalışmakla meşgul olur. raketini yerlere vurur da vurur ve hırsını bu yolla çıkartır. tam da hingis delirmekte iken, steffi graf bir "ace" yapar ve hingis'in sinirleri hoplar. huzursuzca davranmaya başlar. roland garros seyircisinin de dikkatinden kaçmayan davranışları, kimi seyircileri de huzursuz eder. artık ne yapacağını şaşıran hingis, saç şeklini ve üzerindeki kıyafetlerin bir kısmını değiştirmeye karar verir. kendisini hırsına adamış bir hingis varken karşıda, graf maçı 3-0'a getirmekle meşguldur. bu sırada, içindeki hırsı dışarıya nasıl yansıtacağını hâlâ kararlaştırmamış hingis, bir oyun almak ister ve sonunda istediğini elde eder. durum son sette aniden 3-2 olur. graf'ın kırdığı servisini, hingis, onunkini kırarak geri alır ve kendi servisine tutunmaya çabalar. lakin, graf buna izin vermez; önce, kendi servisine tutunur ve sonrasında da hingis'in servisini tekrar kırarak durumu 4-2'ye kadar getirir. artık iyice sinirlenen hingis, raketini yerlere vurmak yerine bu sefer kafasına vurmaya başlar. bu sırada graf da hingis karşısında kendi servisini alarak durumu 5-2'ye getirir. işte ne olduysa ondan sonra olur.

üçüncü ve son setin 8. oyununda, artık yaşadıklarına daha fazla dayanamayan ve yenilgiyi hazmedemeyeceğinin sinyallerini veren martina hingis, "underhand" servis kullanır. bu sırada tüm kort ayağa kalkar. hingis'in "underhand" servis kullanmasının hemen ardından yuhalamaya başlayan fransız seyircisi, adeta hingis'e düşman kesilir. hingis taraftarları bile hingis'i yuhalamaya başlar. tüm kort graf'ın yanında yer alır. steffi graf, olanlara yalnızca tüm profesyonelliği ile gülümser ve sonrasında, "cık-cık" yapar. hingis'in "underhand" servis kullanmasının ardından, seyirci bir futbol maçındaymışcasına tezahüratlar ve yuhalamalar ile maça eşlik eder. bir yanda "steffi" diye bağıran taraftarlar, bir yanda da hingis'i yuhalayan taraftarlar... hepsi bir olup maçı izlenemez ve oynanamaz hâle sokarlar. hakemden defalarca kere uyarı gelir. sonrasında kısa bir sessizlik yaşanır ve o sırada hingis topu fileye takar. tüm kort zafer kazanmışcasına sevinir. sonrasında da birkaç servis atılır ve hingis ilk şampiyonluk puanını çevirmesine karşın, ikincisini çeviremez ve son seti 6-2 kaybederek maçı 2-1 kaybeder.

sonrasında hüngür hüngür ağlayarak kortu terk eden martina hingis, ödül töreni için annesinin kollarında korta getirilir. tüm kort birden hingis'e acır ve yaşının verdiği acemiliği unutup kendisine alkış tutar. hâlâ yenilgiyi kabullenmeyen ve salya sümük ağlamakla meşgul olan martina hingis, tarihe geçer.

işte maç böyle idi. her ne kadar martina hingis'in yeni yetmeliğinin verdiği aşırı hırsın kurbanı olma gibi bir durum varsa da ortada, inanılmaz güzel ve de zevkli bir maç olmuştur. martina hingis, tecrübeli oyuncu steffi graf karşısında olağanüstü oynamıştır. sinir bozucu tavırları olmasa birçok tenisseveri kendisine hayran bırakabilirmiş. olmamış. hele steffi graf'ın her topu "forehand"iyle vurmak için çabalaması üzerine gülmeye başlaması da ayrı bir komedidir. oyuncuların oyun stiline bile müdahale etme hakkına sahip zannetmiş kendisini sanırım. yeni yetme olunca böyle oluyor işte. üstelik karşındaki steffi graf... ki kendisi "fräulein forehand" olarak biliniyor. her şey yetenek değilmiş demek ki. biraz da tecrübe lazımmış.
ekşisözlük
(nuage, 20.02.2008 01:43 ~ 01:54)

1 Haziran 2008 Pazar

Unutulmayan maçlar 5


1 Mayıs 2005 Parma-Livorno Maçı
PARMA:6 LIVORNO:4
Goller:
2'SIMPLICIO
3',25',37',40' GILARDINO
16',22',25,29' LUCARELLI

20 Mayıs 2008 Salı

Unutulmayan maçlar 3

1972 Münih Olimpiyatları Erkekler Basketbol Finali:Birleşk Devletler & Sovyetler Birliği

yalnizca olimpiyatlar tarihininin degil, belki de spor tarihinin en tartismali, en olayli, en efsanevi maclarindan biridir..

1972 eylul'unde duzenlenen olimpiyatlar kara eylul orgutunun olimpiyat koyune baskin duzenleyerek israil'li sporculari oldurmesi sonucu sekteye ugramis, ancak komite oyunlarin devami kararini vermistir..

o ana kadar 8 kez ustuste altin madalya sahibi olan abd basketbol takimi yine kendinden emin bir sekilde efsaneyi surdurmek icin gelmistir olimpiyatlara.. ruslar ise belki de ilk kez bu kadar yuksek bir ozguven ve inancla oradadirlar ve dusundukleri tek sey abd'yi maglup etmektir.. abd zorlanmadan yari final kadar gelir ve yari finalde de italya'yi farkli yenerek finale yukselir.. sscb takimi ise yugoslavya'ya karsi zorlanmis olsa da yari finalde kuba'yi rahat yener ve finale cikar..

belki de o seneki olimpiyatlarin en cok merak edilen maci amerikalilar da seyredebilsin diye gece yarisina yarim saat kala baslar.. oyunun basinda, ruslar tempoyu istedikleri gibi dusurup ustasi olduklari set oyunu sayesinde ustunluk kurarlar abd'ye karsi.. ozellikle guardlari sergei belov muthis oynamaktadir..

ikinci yariya sscb onde baslar ve ilk ciddi gerginlik yasanir.. bir ribaund mucadelesi sirasinda kavgaya tutusan bir rus ve amerikan oyuncu oyundan atilirlar.. daha sonra, bir hava atisi sirasinda amerikalilarin planli yapilmis oldugunu iddia ettikleri bir hareket neticesinde abd'nin uzunlarindan birisi (adini hatirlamiyorum) sakatlanir ve oyunu birakmak zorunda kalir..

oyunun yavas yavas ellerinden kaydigini goren abd'li oyuncular gaza gelir ve var gucleriyle tam saha prese baslarlar.. pres sonuc veriri ve sscb'li oyuncular saskin bir halde surekli top kaybi yapmaya baslar.. abd 10 sayiya kadar cikan farki kapatir ve 7 saniye kala sscb 49-48 ondedir..

hucum hakki sscb'dedir ancak dip cizgide ikili sikistirmaya ugrayan sscb'li oyuncu, belov bosta olmasina ragmen topu ona dogru iletmek isterken cok kotu bir pas verir ve bugunlerde washington wizards'in kocu olarak tanidigimiz doug collins araya girip bu topu kazanir.. topu surer, sscb potasina dogru yuklenir ve haliyle sert bir faulle durdurulur.. oyunun bitmesine 3 saniye kala, sscb 49-48 ondedir ve doug collins iki serbest atis kullanacaktir.. faulden dolayi hafifi bir sakatlik gecirir ancak kocunun, 'yuruyebilecek kadar iyiysen, bu atisi da kullanirsin' demesi uzerine gaza gelip oyunda kalmaya karar verir.. birinci atis girmistir, 49-49.. collins ikinciyi de sokar ve abd 50-49 one gecer.. 3 saniyesi vardir sscb'nin, hemen oyuna baslarlar, ancak isabetsiz bir pas ve sure sona ermistir.. saha amerikalilar icin bayram yerine doner ama o sirada bir seyler olur, tribundeki fiba yetkilileri sahaya iner.. ortalik karismistir..

mesel sudur ki, o gunku kurallar dahilinde bir takim yalnizca mac saati islemiyorken mola alabilir ve molayi isaret etme yetkisi olan tek kisi de takimin kocudur.. elindeki elektronik bir zimbirtiya basarak hakemi uyarmak suretiyle mola istenmektedir.. collins'in birinci serbest atisi sonrasi mola talep eder sscb kocu.. onlara cok yakin oturan fiba yetkilileri de mola talebini fark etmistir.. ancak, nedendir bilinmez, hakemler tepki vermezler bu istege ve collins ikinci atisini kullanir.. kurallara gore, collins ikinci atisi kullanmak icin eline topu aldigi andan itibaren hic kimsenin mola alma hakki yoktur ve son 3 saniye hemen oynanacaktir.. yine garip bir sekilde, tam collins ikinci atisi yaparken molayi duyuran su meshur 'voorrrkk' sesi gelir ama kimse umursamaz, zira is isten gecmistir..

iste butun bunlara tanik olan fiba yetkilileri sscb'ni hakkinin yendigini dusunduklerinden hakemlerle konusurlar.. ama asil meseleyi cozen edward robinson adli fiba genel sekreteridir.. o kesmekes esnasinda masa hakemlerine eliyle 3 isareti yaptigini yakalamistir kameralar ve bunun anlami 'mac saatini 3 saniyeye ayarlayip oyunu yeniden baslatin'dir.. abd'liler anlam veremez olan bitene, isyan halindedirler.. ancak, fiba'nin dedigi olur ve ruslar'a son bir sans verilir..

ivan edeshko, kendi potasi altinda topu eline alir ve uzun bir pas icin hazirlanir.. duduk calinir, topu elinden cikartir edeshko ve top daha yari sahaya ulasmadan mac biter.. abd'li oyuncular bir kez daha kudurmus durumdadir sevincten.. onlar ziplayadursun orta yerde, ortalik bir kez daha karisir.. rus teknik heyeti itiraz etmektedir ve itirazin sebebi de skorboard'un yanlis calistigi iddiasidir.. ve itiraz sonuc verir.. zira, 3 saniye oynanmasi gerekirken birinci saniyede macin bitisini bildiren duduk otmustur..

sevincten deliye donen abd'lilerin bir kez daha kafasi karisir.. once, devam etmeyip soyunma odasina gitmeyi dusunurlerse de, fiba sekreterinin 'altin madalyayi istiyorsaniz sahada kalin' uyarisi uzerine vazgecerler ve dunyanin en uzun 3 saniyesini bir kez daha oynamak icin sahada yerlerini alirlar..

ivan edeshko yerini alir pota altinda.. takimin en uzunu aleksandr belov rakip pota altinda iki abd'li oyuncunun arasinda gelecek uzun pasi bekliyordur.. edeschko'yu bloke eden abd'li oyuncunun kollarinin cizgiyi gecmesi uzerine macin macar hakemi kendisini uyarir ancak bu uyariyi yanlis anlayan oyuncu iki metre geri cekilip edeshko'ya rahat bir gorus alani birakir.. (sonradan abd'li oyuncu hakemin kendisinden geri cekilmesini istedigini iddia edecek, hakem ise 'ben ingilizce bilmiyorum ki nasil boyle bir sey soyleyebilirim' diyecektir)

duduk oter, edeshko uzun bir pas icin hazirlanip var gucuyle gonderir topu salonun obur ucundaki belov'a.. belov, iki amerikali arasinda cok iyi yukselir, topu alir ve bana kalirsa dunyanin gelmis gemis en muhim, en kiritik, en anlam yuklu basketlerinden birini sokar.. rus spiker, 'zafer bizim' diye bagrimaktadir.. belov'un basketinin hemen sonrasi maci bitiren duduk duyulur ve macin sonucu:
sscb:51 abd:50

mac bu kez gercekten bitmistir ve efsane sona ermistir.. sscb dunya sampiyonu olur..
bu efsanevi mac sonrasi, haksizliga ugradiklarini dusunen abd takimi gumus madalyayi reddeder ve seremoniye cikmazlar.. bugun bile, o macta oynamis olan tum abd'li youncular aslinda altin madalyayi hak ettiklerini ve butun her seyin planli oldugunu dusunmektedirler.. ben de onlara mutemadiyen, 'mizmizlanmayin lan, kabul edin iste, yenmek de var yenilmek de' diye seslenmekteyimdir..
pek muhim bir ayrintiyi es gecmisiz.. abd, mac sonrasi fiba'ya itiraz eder macin gecersiz oldugu iddiasiyla ve fiba da olayin gorusulmesi icin kendi icinden objektifliklerine guvendigi bes kisiden olusan bir heyet olusturur ve onlara birakir karari.. heyet italyan, portorikolu, polonyali, kubali ve macar uyelerden murekkeptir.. uzun suren gorusmeler neticesinde heyet 3'e karsi 2 oyla abd'nin itirazini reddeder ve sscb'nin madalyasini onaylar..

abd bu sonuctan da memnun kalmaz.. zira, onlara gore politika on plana cikmis ve kuba, polonya ve macaristan temsilcileri haliyle oylarini sscb'den yana kullanmislardir.. iyidir guzeldir de, abd'nin es gectigi bir nokta vardir ki, macarlar'in 1956'daki budapeste olaylarindan sonra sscb'den ne denli nefret ettigi bir tarafa, komitenin macar uyesi bu nefretini orada burada yuksek sesle de dile getirmis bir adamdir ve buna ragmen oyunu sscb'den yana kullanmistir..
alexander belov topu aldığında üstündeki iki oyuncuya feyk gösterir. maç bitiyor diye iki amerikalı direk sıçrarlar. belov inmelerini bekler ve sayıyı atar. gördüğüm en soğuk kanlı harekettir. ayrıca abd paso hakemlere sallamıştır ama bu maçta hakemler abd'nin tam saha pres esnasında yaptıklarına göz yumup durmuşlar, sscb'li oyunculardan topu iki üç kez döverek almışlardır.

ekşisözlükten alınmıştır

16 Şubat 2008 Cumartesi

Unutulmayan maçlar 2


Bol bol bol gollü Şampiyonlar ligi maçları
1993-94 SEZONU
BREMEN-ANDERLECHT 5:3
1994-95 SEZONU
AJAX-BAYERN 5:2
1996-97 SEZONU
DORTMUND-S.BÜKREŞ 5:3
99-2000 SEZONU
WILLEM II-SPARTA PRAG 3:4
VALENCIA-LAZIO 5:2

2000-01 SEZONU
REAL-LEVERKUSEN 5:3
HAMBURG-JUVENTUS 4:4

2001-02 SEZONU
CELTIC-JUVENTUS 4:3
2002-03 SEZONU
VALENCIA-BASEL 6:2
OLYMPIAKOS-LEVERKUSEN 6:2
REAL MADRID-MAN.UTD. 3:4

2003-04 SEZONU
INTER-ARSENAL 1:5
MONACO-DEPORTIVO 8:3

JUVENTUS-OLYMPIAKOS 7:0
2004-05 SEZONU
MAN.UTD.-FENERBAHÇE 6:2
VALENCIA-INTER 1:5
LYON-BREMEN 7:2

2006-07 SEZONU
MAN.UTD-ROMA 7:1
2007-08 SEZONU
ARSENAL-SLAVIA PRAG 7:0
LIVERPOOL-BEŞİKTAŞ 8:0

14 Şubat 2008 Perşembe

Unutulmayan maçlar 1


4 Haziran 1976 boston celtics phoenix suns maçı

buffalo ve cleveland'i gecen boston celtics ile seattle ve golden state'i gecen phoenix suns'i kar$i kar$iya getiren, uc uzatmaya, muhte$em mucadeleye sahne olmu$, 2–2 devam eden 76 finallerinin 5. macidir.
cok ilginc enstantenelerle doludur, en akilda kalaniysa teknik faul taktigi ve son saniyede gelen ve maci uzatmaya goturen sayidir. yanilmiyorsam ilk uzatmanin sonundaki beraberligi bozamayan boston'li john havlicek, ikinci uzatmanin sonlarinda attigi basketle takiminin 1 sayi one gecmesini saglar. herkes mac bitti diye sahaya dolusur ancak macin bitmesine daha 1 saniye vardir. o 1 saniyeyi degerlendirmek isteyen suns kocu paul westphal bunun icin takiminin yari sahadan oyuna ba$lamasinin $art oldugunun farkindadir. mola hakkinin da olmadigini bilen koc, guzel bir taktikle mola ister ve teknik faul alir. jo jo white'in attigi faul ati$iyla fark 2'ye cikar ve suns oyuna yari sahadan ba$lar. gar heard topu alir almaz potaya gondedir ve attigi bu basketle maci ucuncu uzatmaya goturur.
maci ucuncu uzatma sonunda boston 128-126 kazanir. 2 gun sonra da bu sefer phoenix'de 87-80 kazanip 13 kez nba $ampiyonu olur..
nba tarihinin en ilginç maçlarından birisidir kesinlikle. zira o kadar insan maçı kazandık diye sahaya dolmuşken hepsini saha kenarına itekleyerek son 1 saniyeyi oynatma kararı oldukça cesur bir karardır ki tekrarlardan defalarca izlediğimde * hakikaten 1 saniye kalmıştır. lakin o atılan son baskette 1 saniye dolmadan topun elden çıkması ve basket olması mucizevi bir olaydır. heard'ı savunan celtics oyuncusunu da tebrik etmek lazım. heard'ı ayrı tebrik etmek lazım.

2 sezon önce kings - lakers yarı final serisinde seri de 3-2 kings öndeyken ve 6.maçta da son saniyelere 2 sayı farkla (98-96 gibi bişeydi sanırım) öndeyken robert "will smith" horry nin attığı basketle seriyi 3-3'e taşımış ardından 4-3 yaparak finale çıkmış ve şampiyon olmuş lakers'ı izleyince direk aklıma gelen maç olmuştur birde.

nası girdiler sahaya o kadar insan birden. nasıl çıkardılar nba tv si olanlar mutlaka takip etsin izlesin bu maçı
kazananı bildiğiniz halde kazanmamasını arzu ettiğiniz ve seyrettiğinizde dramatikliği karşısında sadece yutkunabildiğiniz karşılaşma.
ayrıca çok kritik bir anda sayı atamayan havlicek'in, daha kritik bir pozisyonda yılmayıp tekrar denemesi ise liderlik vesaire açısından ders verici niteliktedir.


Kaynak:eksisozluk
Meraklısına:
http://www.nba.com/history/finals/19751976.html
http://www.nba.com/suns/history/greatestgame_index.html
http://en.wikipedia.org/wiki/1976_NBA_Finals